Kırklarında bir kadın olan Şükran, Haydarpaşa garının gişesinde çalışarak geçimini sağlar. Tek oğlu Veysel ise bir tel çekme atölyesinde işçidir. Kocasını siyasi olaylara bulaştığı için kaybeden Şükran, aynı kaderi oğlundan uzak tutmak için büyük çaba gösterir. Ancak bir gün Veysel ortadan kaybolur ve Şükran'ın onu bulma girişimleri sonuçsuz kalır. Yetkililer hiçbir yardım sunmaz; Veysel adına kayıtlı bir tutuklama bulunmadığını söyleyip kimliği belirsiz cesetleri teşhise çağırır. Cesetlerden biri tanınmaz haldedir; Şükran bunun oğlu olmadığına emindir, ancak Veysel'in nişanlısı Şule aksini iddia eder. Oğlunun siyasetle ilgisi olmadığına inanan Şükran, Şule'yle çatışır ve Veysel'in bir gün döneceğinde ısrar ederek umutsuzca onu aramaya koyulur.