Masal gibi başlayıp trajediyle sonlanan bu hikâye, Aytaç Ağırlar'ın ilk yönetmenlik çalışmasıdır. Televizyona skeç yazarak geçimini sağlayan Metin'in en büyük hayali senaryolarından birinin sinemaya uyarlanmasıdır. Ancak yapımcılardan sürekli ret yiyen Metin, böyle hayal kırıklığı dolu bir akşamda girdiği barda Duygu'yla karşılaşır. Sarhoş haldeki genç kızı evine davet eden Metin, sabah uyandığında yalnızca kısa bir not bulur; Duygu çoktan gitmiştir.